Savaş, Açlık, İsraf

3. Savaş, Açlık ve İsraf

Savaşlar, insanlar üzerinde uzun yıllar silinemeyecek olumsuz etkiler bırakan felaketlerdir. Savaşların pek çok nedeni olabilir. Ancak bazen gerçek nedenleri yerine basit bir nedenden dolayı da savaş çıkmaktadır. Çok sayıda insanın hayatını kaybetmesine neden olan savaşlar, pek çok kişinin de sakat kalmasına neden olmaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte savaşlarda kullanılan silahlarda büyük gelişme olmuştur. Özellikle kitle imha silahlarından olan nükleer (atom bombası), biyolojik ve kimyasal silahların savaşlarda kullanılması halinde büyük çapta ölümlerin, acıların yaşanacağı bir gerçektir. Nitekim İkinci Dünya Savaşı'nda Japonya'nın Nagazaki ve Hiroşima kentlerine atılan atom bombaları çok sayıda insanın ölmesine, sakat kalmasına ve hastalanmasına neden olmuştur. Bombaların etkisi günümüzde de devam etmektedir. Bu durum ülkeleri savaş yapmamak için önlem almaya zorlamıştır . Bu amaçla Birleşmiş Milletler Teşkilatı kurulmuş, birçok anlaşma ve sözleşme yapılmış ve bu tür silahların yapımı, kullanılması yasaklanmıştır.

Savaş ve açlık kavramları arasında doğrudan bir bağ bulunmaktadır. Doğal çevreye de zarar veren savaşlar, açlığa da neden olan ekonomik ve sosyal etkenlerin başında gelir. Ülkelerin silahlanmaya ayırdıkları büyük paralar, o ülkedeki toplumun açlık felaketi ile karşı karşıya kalması sonucunu doğurabilir.

Dünyadaki besin kaynaklarının dağılımında büyük farklılıklar vardır. Bu kaynaklar, bazı ülkelerde çok bol iken, bazılarında azdır. Kaynakların az olması, ülkelerde açlığa neden olmaktadır. Dünyada açlığa karşı mücadele etmek amacıyla kurulan Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı (FAO) 'na göre 450 milyon insan açlık tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Bu tehlikede çoğunluğu çocuklar oluşturmaktadır. Birleşmiş Milletler Uluslar Arası Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), her yıl bu şekilde 15 milyon çocuğun öldüğünü belirtmektedir.

Açlıkla karşı karşıya olan insanların çoğunluğunu Afrika ve Asya kıt'alarındaki bazı ülkeler oluşturmaktadır. Gelişmiş ve bol miktarda besin maddesine sahip ülkeler, açlıkla karşı karşıya bulunan ülkelere, gıda ve parasal yardımda bulunmaktadır. Ayrıca FAO ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı gibi uluslararası kuruluşlar da bunlara yardım elini uzatmaktadır. Ancak bu ülkelerde nüfus artışının hızlı olması, yapılan yardımlarla açlığın önlenmesinde başarıya ulaşılmasını güçleştirmektedir.

Yurdumuz, kendi gereksinimi olan tarım ürünlerini kendi topraklarındım sağlayabilen çok az ülkeden biridir. Bu özelliği ile beslenme sorunu bulunmayan ender ülkelerdendir. Bununla birlikte ülkemizde, yanlış beslenme alışkanlığından kaynaklanan dengesiz bir beslenme sorunundan söz etmek mümkündür. Dengesiz ve yetersiz beslenme birçok hastalığı beraberinde getirmektedir.

Bazı ülkelerde her yıl çok sayıda insan açlıktan ölürken, bazı ülkelerde büyük bir savurganlık ve israf yaşanmaktadır. İsraf, ülkelerin ekonomilerini çökerten bir faktördür. Bu bakımdan her konuda tasarrufa dikkat etmeli, israftan kaçınılmalıdır.

İsraf yalnızca besin maddelerinin bilinçsizce tüketiminde yaşanmaz. Aynı zamanda insan gücü ve beyin gücünün de uygun alanlarda kullanılmamasıyla da gerçekleşir. Bu alanlardaki israf nedeniyle Türkiye, dünya ülkeleri içerisinde ön sıralarda yer almaktadır. İsrafın önüne geçebilmek için her alanda tutumlu olmak gerekir. Gereksinimimiz olan maddeleri, zamanımızı ve gücümüzü tasarruflu kullanmak zorundayız, Ülkemize olan sevgimizi, bu şekilde davranarak gösterebiliriz.

Ziyaretçi Sayacı
 
Reklam
 
Arama
 
Gündemdekiler
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=