Türk Dili 5 Y.
     
     
   
 
SIFATLAR (önad)
 
         Sıfatlar vasıf isimleridir. Türkçede tek başına sıfat diye bir şey yoktur. Her sıfat aynı zamanda bir isimdir. Bir vasıf ismi isim gibi de kullanılır, sıfat gibi de kullanılır. Meselâ ağaç, ev, çiçek gibi kırmızı, büyük, güzel kelimeleri de birer isimdir. Bir vasıf ismi başka bir ismin önüne gelip onu nitelerse, sıfat tamlaması yaparsa sıfattır. Tek başına olunca bir isimden başka bir şey değildir.
 
         Bu sebeple bütün sıfatlar isim gibi kullanılabilirler. Buna karşılık vasıf ifade eden bir isim de sıfat gibi kullanılabilir.
 
         Gerçekten vasıf ifade etmeyen isimler sıfat olarak kullanılamazlar. Bunların başında özel isimler gelir. Sonra –mak, -mek, -li, -iş, -iş’li, -gı, -gi’li fiilden yapılmış isimler de sıfat olamazlar: Ali, gitmek, yürüyüş, görgü, biçki gibi.
 
         İki çeşit vasıf vardır: bir  nesnenin iç vasfı, bir de nesnenin dış vasfı. Nesnenin iç vasfı kendi bünyesine yapışık olan vasfıdır. Dış vasıf ise nesnenin kendi bünyesine bağlı olmayan vasfıdır. Mesela beyaz elbise de, bu elbise de sıfat tamlamasıdır. Beyaz sıfatı da bu sıfatı da elbisenin bir vasfını göstermektedir. Ancak beyaz, elbisenin ayrılmaz bir parçasıdır, bir iç vasfıdır. Fakat bu, elbisenin bünyesine yapışık değildir. Elbiseyi uzağa korsunuz, o elbise olur. Çünkü  bu, elbisenin dış vasfıdır.
        
         İşte sıfatlar böyle iç ve dış vasıf ifade etmelerine göre ikiye ayrılırlar: Niteleme sıfatları, belirtme sıfatları.
 
A.    NİTELEME SIFATLARI
Niteleme sıfatları (Alm. qualifikatives beiwort, attributives adjektiv; Fr. adjectif qualificatif; İng. qualificative adjective) nesnelerin bünyesinde bulunan nitelikleri gösteren kelimelerdir: beyaz (elbise), aç (hayvan), doğru (söz). Bu örnekler sayısız bir şekilde artırılabilir.
 
Örneklerden de görüldüğü gibi niteleme sıfatları iki çeşittir: nesne vasfı gösteren sıfatlar, hareket vasfı gösteren sıfatlar.
 
Nesne sıfatları kalıcıdır: beyaz, eski gibi.
Hareket sıfatları geçicidir: geçen, gelecek gibi.
 
Böyle, şöyle, öyle sözcükleri addan önce gelirse niteleme önad (sıfat), eylemden önce gelirse belirteç (zarf) olur:
 
önad  (sıfat)                                                   belirteç (zarf)
böyle insan görmedim.                                    böyle dedi.
şöyle bir şey aklıma geldi.                                şöyle de söyleyebilir miyiz?
 
B.     BELİRTME SIFATLARI
 
Belirtme sıfatları (Alm.bestimmungswort, bestimmungsbeiwort; Fr. adjectif déterminatif; İng. determinative adjective)  nesnelerin dış vasıflarını belirten sıfatlardır. Nesnelerin dış belirtileri onların yerleri, sayıları, soru durumları ve belirsizlik halleridir. İşte belirtme sıfatları da bu belirtme şekillerine göre dörde ayrılırlar: işaret sıfatları, sayı sıfatları, soru sıfatları, belirsizlik sıfatları.
 
1. İşaret Sıfatları (gösterme önadları)
         İşaret sıfatları (Alm. demonstrativadjektiv; Fr. adjectif démontratif; İng. demonstrative adjective) nesnelerin yerlerini işaret etmek suretiyle belirten kelimelerdir. Bunlar tek başlarına işaret zamirleridir: bu, şu, o, ol, şol, işbu.
 
           bu, şu, o sözcükleri bir adın yerine kullanıldıkları zaman önad değil adıl (zamir) olurlar:
           Bu, benim kitabımdır.
           Şu kim?
 
            Bu, şu, o önadları çoğul eki almaz. Ancak, bu önadlardan sonra gelen adlar çoğul eki alır. Gösterme önadları bu bakımdan da gösterme adıllarından ayrılır:
           
GÖSTERME ÖNADI (SIFATI)
GÖSTERME ADILI (ZAMİRİ)
Bu kitapları masaya koy.
Şu kitaplar senin mi?
Şu sorulara cevap ver.
Bunları masaya koy.
Şunlar senin mi?
Şunlara cevap ver.
 
2.     Sayı Sıfatları (sayı önadları)
Sayı sıfatları (Alm. Zahladjektiv; Fr. adjectif numéral; İng. numeral adjective) nesneleri sayılarını bildirmek suretiyle belirten kelimelerdir. Sayı sıfatları beş çeşittir: asıl sayı sıfatları, sıra sayı sıfatları, üleştirme sayı sıfatları, kesir sayı sıfatları, topluluk sayı sıfatları.
 
Asıl sayı sıfatları: bir, yirmi, bin, beş yüz bin, bir milyon, üç milyar beş yüz milyon gibi.
 
Sıra sayı sıfatları (Alm. Ordinalzahl; Fr. adjectif numéral ordinal; İng. ordinal numeral adjective): birinci, doksanıncı, sonuncu, ortanca gibi.
 
Üleştirme sayı sıfatları (Alm. distributive Zahl; Fr. adjectif numéral distributif; İng. distributive numeral adjective) : birer, on biner, onar bin gibi.
 
Kesir sayı sıfatları : üçte bir, yüzde altı, binde yedi gibi.
 
Topluluk sayı sıfatları (Alm. unbestimmtes adjektiv; Fr. adjectif indéfini; İng. indefinite adjective): ikiz, üçüz gibi.
 
3.    Soru Sıfatları (soru önadları)
Soru sıfatları (Alm. Fragewort; Fr. adjectif interrogative; İng. interrogative adjective) nesneleri soru halinde belirten sıfatlardır  ve şunlardır: kaç, hangi, ne, nasıl, nice, neredeki.
 
Soru önadları, bazen soru tümcesi yapmaz:
 
kaç defa uyardım, beni dinlemedi.
kaç yere gittiyse eli boş döndü.
 
Ne soru önadı, ünlem gibi kullanılır:
 
Ne insan be !
Ne akıl ama !
 
Ne soru sıfatıyla kurulmuş bazı cümleler, aynı zamand olumsuzluk belirtir:
 
Ne zararı var ? (Hiçbir zararı yok)
Ne yararı var? (Hiçbir yararı yok)
 
Bazı soru önadları, daha önce de belirtildiği gibi, adın yerini tutunca soru adılı olur:
 
SORU ÖNADI
SORU ADILI
Sınıfta kaç öğrenci var?
Hangi kitapları alıyorsunuz?
Ne kadar para verdiniz?
Kaçı sınıfta?
Hangilerini alıyorsunuz?
Neyin var?
 
 
4.     Belirsizlik Sıfatları (belgisizlik önadları)
Belirsızlik sıfatları (Alm. unbestimmtes adjektiv; Fr. adjectif indéfini; İng. indefinite adjective), nesneleri belirsiz olarak bildiren sıfatlardır. Belirsizlik sıfatları nesneleri bilhassa sayılarını, miktarlarını, hangisi olduğunu belirsiz bir şekilde ifade ederler. Belirsizlik sıfatı olarak kullanılan başlıca isimler şunlardır: bir, bütün, başka, bazı, çoğu, çok, falan, filan, falanca, hiç, fazla, az, birçok, böyle...böyle, hiçbir, birkaç, her.
 
ZARFLAR (Belirteç)
 
Zarflar (Alm. adverbium; Fr. adverbe; İng. adverb) yer, zaman, hal, nitelik, soru ve miktar isimleridir. Zarflar da yine başka kelimelerle ilişki halinde sözkonusu olan kelime çeşididir.
 
Yavaş yürü.
Çok konuşma.
İstanbul'dan dün geldi.
Bugün İzmir'e gidiyor.
 
Zarf asıl fiilin önüne gelen, fiile etki eden, fiilin manasını değiştiren kelimedir. İşte fiilin manasını değiştirmekte kullanılan buna elverişli olan isimler yer, zaman, hal, nitelik, soru ve miktar isimleridir. Onun için bu isimleri zarf başlığı altında ayrıca ele alıyoruz.
 
Zarflar fiille ilişkide çekimsiz olan, çekim eki almayan kelimelerdir. Mesela, iler gitmek sözünde ileri zarftır, fakat ileriye gitmek sözünde ileriye kelimesi zarf değildir. Doğrudan doğruya isimdir. Çekim eki almıştır.
 
Zarfların çeşitleri şunlardır: yer ve yön zarfları, zaman zarfları, hal zarfları, ölçü zarfları, soru zarfları, niteleme zarfları, gösterme zarfları.
 
1. Yer ve Yön  Zarfları: Eylemin  anlamını, yer ve yön bakımından etkileyen sözcüğe yer ve yön zarfları (Alm. Ortsadverb; Fr. adverbe de lieu; İng. adverb of place) denir.
 
Onu yukarı çıkarınız.
Oynamak için dışarı çıktılar.
İçeri girmeyin.
 
Aslında önad olan uzak, yakın, sağ, sol, ön, arka, alt, üst gib sözcükler de iyelik ve ad durumu eklerini alarak adlaştıkları halde, tümce içinde belirteç tümleci görevini yüklenirler.
 
Bu belirteçler şu şekillerde kullanılırlar:
·                    İyelik ekini alırlar:
Sağı anıt, solu türbe
Ortası kare şeklinde... (B. Necatigil)
·                    Ad durumu eklerini alırlar:
Yüz metre ilerden sağa dönün.
İçerden gürültüler geliyordu.
·                    İyelik ve ad durumu eklerini birlikte alırlar:
Ey gece! Kapını üstümüze kapa (A.M.Dıranas)
 
Allahım, görüyorsun üşümüşüm,
Uzatsan da sıcak kanatlarını
Altına giriversem. (B. Necatigil )
·                    Ad durumu ekleriyle birlikte çoğul eki de alabilirler:
Uzaklarda çok uzaklarda
Sucuların hiç durmayan çıngırakları;
İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı. (O. Veli)
 
2. Zaman Zarfları: Eylemin anlamını zaman kavramıyla sınırlayan belirtece zaman zarfı (Alm. zeitadverb; Fr. adverbe de temps; İng. adverb of time). Bunlar zarf olarak kullanılan çeşitli zaman isimleridir: dün, şimdi, gene, artık, sonra, ilkin, geç erken, biraz çabuk, çabuk, bazen, gündüz, gece, şimdilik, kışın, yazın, demin, geceleyin, akşamüstü, bazı, önce, hâlâ, birdenbire, ne çabuk, derken, erkenden, zaman zaman, sabah sabah,  gibi
 
Geceleyin bir ses böler uykumu
içim ürpermeyle dolar-Nerdesin? (A.K.Tecer)
 
Mayıs derken haziran
Derken temmuz derken ağustos derken eylül
Gitti gider 1952. (O. Rıfat)
 
Zaman zaman buraya da uğrar.
Sabah sabah canımı sıkma.
Çabuk ol.
Biraz çabuk ol.
 
3. Hal Zarfları: Bunlar, hal ve tavır ifade eden zarflardır. Hal ve tavır, nasıllık nicelik ifade eden her isim hal zarfı olarak kullanılabilir. Onun için bunların sayıları hudutsuzdur. Bütün vasıf isimleri, eşitlik ve instrumental eki almış isimler hep böyle hal zarfı olarak kullanılabilirler: iyi, yavaş, güzel, kardeşçe, iyicene, durmaksızın, böyle, şöyle, öyle, nasıl, niçin ve niye gibi.
 
4. Ölçü Zarfları: Bir eylemin, bir eylemsinin, bir önadın ya da bir başka belirtecin anlamını azlık çokluk bakımından etkileyen zarfa ölçü zarfları (Alm. Quantitatsadverb; Fr. adverbe de quantité; İng. adverb of quantity) denir.
 
Çok yeme.
Az çalışmışsın.
Daha çok çalışmalısın.
Bu kadar umutsuz olma.
Biraz daha sabret.
 
Dört tür ölçü belirteci vardır:
·                    Eşitlik belirteci:
Aslında ilgeç olan ve ölçü, benzerlik ilgisi kuran kadar, denli sözcükleri, bu , şu, o sözcükleriyle birlikte kullanılınca eşitlik belirten belirteç olur:
 
Ben de o kadar zenginim.
Sen de bu kadar ver.
Bu kadar yeter.
 
Kadar ilgeci, bu, şu, o sözcükleriyle birlikte kullanılınca, aşırılık da belirtir:
 
Bu kadar güzel bir yer görmedim.
O kadar ileri gitme!
 
Ki bağlacıyla birlikte kullanılınca da aşırılık belirtir:
 
O kadar güzel ki..
O kadar korktum ki...
·                    Üstünlük belirteci:
Üstünlük kavramı, karşılaştırma kavramıyla birlikte daha belirteciyle verilir:
 
Ben daha zenginim.
Senden daha iyi bir yanıt beklerdim.
·                    En üstünlük belirteci:
En üstünlük ölçüsü, en sözcüğüyle verilir:
 
Sınıfın en şanssız öğrencisi benim.
Dünyanın en uzun adamı o dur.
·                    Aşırılık belirteci:
Aşırılık derecesi, çok, pek, fazla, epey, az sözcükleri ve bunların yer aldığı belirteç öbekleriyle sağlanır:
 
Çok terbiyesiz, çok kaba.
Pek uslu, pek terbiyeli.
Daha çok çalışmanız gerekir.
Pek az zamanımız kaldı.
Çok fazla masraf yapmış.
 
5. Soru Zarfları: Bir eylemin, bir eylemsinin anlamını soru yoluyla açıklayan belirtece soru zarfı (Alm. Frageadverb; Fr. Adverbe interrogatif; İng. interrogative adverb) denir.
 
Niçin yanıt vermiyorsunuz?
Neden susuyorsun?
Sizi daha ne kadar bekleyeyim?
Buraya nasıl gelmişler?
 
6. Niteleme Zarfları: Bir eylemin, bir önadın ya da bir bir başka belirtecin anlamını nitelik bakımından etkileyen sözcüklere niteleme zarfı (Alm. Adverb der akt und weise; Fr. adverbe de qualité; İng. adverb of quality) adı verilir.
 
Böyle konuşmayın.
Öyle yapmayın.
Çok iyi çalışmış.
Ne olursa olsun, kararımdan dönmeyeceğim.
Ne dersen de, sana inanmıyorum.
Sana inanır mıyım hiç? Elbette inanmam.
 
Niteleme belirtecinin birçok türü vardır:
·                    Nitelik belirteci: Bu belirteç, eylemi nitelik, biçim bakımından etkiler; nasıl ve ne biçim sorularına yanıt verir:
Yalan söylüyorsun.
Bu davranışını iyi karşılamadım.
Her şey güzel olsun isterim.
·                    Durum belirteci: Eylemin durumunu belirtir:
Haber vermeksizin çıkıp gitmiş
Düşünceni korkmadan söyle.
Artık gücüm kalmadı.
 
Addan, eylemden ve önaddan kurulu ikilemeler de durum belirteci olur.
 
Addan kurulu ikileme:
Dalga dalga hücum edip pişmanlıklar
Unutuşun o tunç kapısını zorlar. (A.M. Dıranas)
 
Bingöl dağı çiğdem çiğdem yeşerir.
Belki olur abi hayat içtiği. (C.Külebi)
 
Önaddan kurulu ikileme:
Bir an ki etraf titredi kırmızı kırmızı
Bir an ki herkes gördüğü sihirden emin. (F.H. Dağlarca)
 
Yansımalardan kurulu ikileme:
Yağmur çisil çisil üstüme yağar. (C.K. Solok)
·                    Pekiştirme belirteci:
Pekiştirme önadının belirteç  olarak kullanılmasıyla elde edilir:
 
Eli yüzü simsiyah olmuştu.
Her şeyi silip süpürdü, tertemiz etti.
·                    Küçültme belirteci: -ca ve -cık ekleriyle kurulur:
Şimdi bana her şeyi kısaca anlat.
Şuradan güzelce çık git.
Birazcık uyu.
·                    Yaklaşıklık belirteci: Söze, benzerlik, yakınlık, yaklaşıklık, aşağı yukarılık kavramı verir:
Hemen hemen herkes ordaydı.
Aşağı yukarı buradakilerin hepsini tanıyorum.
 
Öyle güçlüsün ki
Güçleneceğim.
Öyle yücesin ki yüceleneceğim. (F.H. Dağlarca)
·                    Koşul belirteci: Koşul belirteci, eğer sözcüğüdür.
Eğer beni öldüreler külüm göğe savuralar
Toprağım anda çağıra bana seni gerek seni (Yunus Emre)
·                    Yineleme belirteci: Eylemi yineleme, süreklilik kavramıyla etkiler:
Sakın ihmal etme, yine gel.
Bir daha geç kalırsan seni eve almam.
Bir kez olsun sözümü dinle.
İkide bir sözümü kesme.
·                    Kesinlik belirteci: bu belirteç, eylemin anlamını kesinlik yönünden etkiler:
Söz verdiyse mutlaka gelir.
Gerçek er geç ortaya çıkar.
 
Hiç sanmam, öyle ağarsın bir daha tanyeri. (C.S. Tarancı)
 
Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdı mı hatta boğarım.... (M.A. Ersoy)
 
Kesinlik bildiren diğer kelimeler şunlardır: Artık, tıpkı, elbette, kesin, muhakkak, vallahi, besbelli, hiç olmazsa, gerçekten, önünde sonunda, ne olursa olsun...
·                    Dilek belirteci: Eylemin anlamını dilek, istek belirterek etkiler:
Ne olur, bu akşam bize gel.
Madem davet etti. Keşke gitseydin.
İnşallah. Orhan bizi bekletmez.
·                    Olasılık belirteci:
Sorsaydım söylerdi herhalde
Soramadım (C. Külebi)
 
Galiba, verdiği sözü unuttu.
·                    Üleştirme belirteci: Üleştirme önadından kurulu ikileme, üleştirme belirteci gibi kullanılır:
Konuklar birer ikişer geldi.
İkişer ikişer oturunuz.
 
İstanbul'un üstüne güneş doğdu.
Kapılar açıldı birer ikişer. (O. Rıfat)
·                    Yanıt belirteci: Sorulara karşılık olarak kullanılan belirtece, yanıt belirteci denir.
Ör: Bana biraz borç verir misin? sorusunun yanıtı olan aşağıdaki cümlelerin ilk sözcükleri yanıt belirtecidir.
 
- Evet, veririm.
- Hayır, veremem.
- Asla vermem.
- Elbette.
- Peki.
- Tabii.
- Şüphesiz.
 
7. Gösterme Zarfları: Bir eylemin, bir adın, bir önadın ya da bir başka belirtecin anlamını gösterme yoluyla sınırlayan sözcüklere gösterme zarfı (Alm. Demonstrativadverb; Fr. Adverbe démonstratif; İng. demonstrative adverb) denir:
 
İşte deniz göründü.
Ta nereden geliyorum.
İşte şurada oturuyoruz.
 
Al sana bir fırsat daha.
Al sana bir aksilik daha." (Anonim)                       
 
ZAMİRLER (Adıllar)
 
Zamirler (Alm. Pronomem; Fr. Pronom; İng. pronoun) isim cinsi arasında en değişik kelimelerdir. Bunların diğerlerinden farkları şu altı nokta etrafında toplanabilir: 1) mana, 2) genişlik, 3) kelime yapma, 4) iyelik, 5) çekim, 6) edatlara bağlanma.
 
1. Mana bakımından aradaki fark zamirlerin aslında tek başlarına, başlı başına ele alındığında manasız olmalarıdır. Zamirler mesela toprak, kalem gibi bir nesnenin adı değildir. Kelime olarak bir eşya, bir varlık karşılamazlar. Demek ki zamirler isim değil, ismin yerini tutan kelimelerdir.
 
2. Zamirler her şahsın ve her varlığın yerini tuttukları için kendileri kelime olarak manasız, fakat kapsamları çok geniş kelimelerdir. Bir “o” zamiri, bir “bu” zamiri binlerde nesneyi temsil edebilir, onları gösterebilir.
 
3. Zamirlerin diğer isimlerden bir farkı da kelime yapımına onlar kadar elverişli olmamalarıdır. Ancak bir ikisi yapım eki alır: ben-lik, sen-lik, ben-siz, ben-cil gibi.
 
4. Zamirler iyelik eki almazlar.
 
5. Zamirlerin diğer isimlerden en büyük farkı ise çekim sırasında kök değiştirmeleridir: ben-bana, sen-sana gibi.
 
Türkçe eklemeli bir dildir. Çekim sırasında kök değişmez. İşte bu konuda zamirler böylece çok büyük bir istisna teşkil etmektedirler.
 
6.Zamirler edatlara bağlanırken diğerlerinden farklı olarak ek alırlar: ben-im, sen-in için gibi.
 
Bütün bu farklar zamirlerin isim cinsi içinde çok değişik bir yeri olduğunu göstermektedir. Ama tabii yine de zamirler isim cinsi içinde kelimelerdir. Çünkü:
 
1.     Temsil ve işaret suretiyle de olsa, diğer isimler gibi yine nesne karşılarlar.
2.     Zamirler de yine isimler gibi çekilir: ben-den, bu-nu gibi.
3. Kelime gruplarından ve cümlelerde isim işlemi görürüler, isim fonksiyonu ile kullanılırlar, isim vazifesi görürler.
 
Zamirlerin çeşitleri şunlardır: şahıs zamirleri, işaret zamirleri, soru zamirleri, belirsizlik zamirleri, bağlama zamirleri.
 
1. Şahıs Zamirleri (kişi adılı) : Bunlar varlıkları şahıslar halinde temsil eden kelimelerdir. Bütün varlıklar üç şahısta toplanır, üç şahıs teşkil eder: konuşan, dinleyen, adı geçen. Bunlara dil bilgisinde birinci şahıs, ikinci şahıs, üçüncü şahıs adı verilir.
 
Şahıslar teklik de olabilir, çokluk da. Böylece teklik ve çokluk olarak üçerden altı şahıs var demektir. Bunları karşılaşan altına tane de zamir vardır:
 
Teklik                              1. şahıs                 Konuşan                Ben
                                      2. şahıs                 Dinleyen                Sen
                                      3. şahıs                 Adı geçen              O
Çokluk                            1. şahıs                 Konuşanlar             Biz
                                      2. şahıs                 Dinleyenler            Siz
                                      3. şahıs                Adı geçenler          Onlar
 
Zamirler çekim sırasında kök değiştirdikleri için çekimlerini de gözden geçirmekte fayda vardır.
 
1.     şahıs zamirlerinin genitifi şöyledir:
 
benim                   senin                     onun
bizim                     sizin                      onların
 
2.     şahıs zamirlerinin akkuzatifi şöyledir:
 
beni                      seni                       onu
bizi                       sizi                        onları
 
3.     şahıs zamirlerinin datifi şöyledir:
 
bana                     sana                      ona
bize                       size                       onlara
 
4.     şahıs zamirlerinin lokatifi şöyledir:
 
bende                    sende                    onda
bizde                     sizde                     onlarda
 
5.     şahıs zamirlerinin ablatif hali şöyledir:
 
benden                           senden                            ondan
bizden                            sizden                   onlardan
 
6.     şahıs zamirlerinin eşitlik hali bugün şöyledir:
 
bence                    sence                    onca
bizce                     sizce                      onlarca
 
Şahıs zamirleri isimlerden farklı olarak bugün ile, için, gibi, kadar edatlarına genitif şeklinde bağlanır.
 
ile
benimle (benim ile)
 bizimle 
seninle
sizinle
onunla
onlarla
gibi
benim gibi
 bizim gibi  
senin gibi
sizin gibi
onun gibi
 onlar gibi
için
benim için  
bizim için
senin için
sizin için
onun için
onlar için
kadar
 benim kadar
   bizim kadar 
senin kadar 
 sizin kadar
onun kadar
  onlar kadar
 
Şahıs zamirlerinin ikinci tipi durumunda dönüşlülük zamirleri (Alm. Reflexivpronomem, rückbezüğliches fürwort; Fr. Pronom réfléchi; İng. reflexive pronoun) bulunur. Dönüşlülük zamirleri kendi kelimesinin iyelik şekillerinden ibarettir.
 
Bu kendi kitabın mı?
Ben sana kendi kalemimi vereceğim.
 
İYELİK EKİ
BELİRTME DURUMU EKİ
YÖNELME DURUMU EKİ
KALMA DURUMU EKİ
ÇIKMA DURUMU EKİ
kendi-m
kendim-i
kendim-e
kendim-de
kendim-den
kendi-n
kendin-i
kendin-e
kendin-de
kendin-den
kendi-si
kendisi-ni
kendisi-ne
kendisi-nde
kendisi-nden
kendi-miz
kendimiz-i
kendimiz-e
kendimiz-de
kendimiz-den
kendi-niz
kendiniz-i
kendiniz-e
kendiniz-de
kendiniz-den
kendi-leri
kendileri-ni
kendileri-ne
kendileri-nde
kendileri-nden
 
Kendi sözcüğüyle kurulmuş deyim pek çoktur. Bazıları şöyledir:
 
Kendi başına: Kimseye sormadan; kimseden yardım görmeden.
kendini göstermek: Beğenilecek niteliklerini ortaya koymak.
kendini kendini yemek: Sürekli üzüntü içinde olmak, çaresiz kalmak.
kendini ateşe atmak: Tehlikeli, sonu kötü olacak işlere girmek.
 
 2. İşaret Zamirleri (gösterme adılı) (Alm. Zeigefürwort, demonstrativpronomem; Fr. pronom démonstratif; İng. demonstrative pronoun): Bunlar işaret etmek, göstermek suretiyle nesneleri karşılayan kelimelerdir. İşaret zamirleri şunlardır:
 
bu                         şu                         o
bunlar                   şunlar                    onlar
 
“bu” yakın, “şu” uzak işaret zamiridir. Çoklukları da böyledir.
 
İşaret zamirlerinin çekimleri:
 
1.     Genitifi şöyledir:
 
bunun                   şunun                    onun
bunların                 şunların                 onların
 
2.     Akkuzatifi şöyledir:
 
Bunu                     şunu                     onu
Bunları                  şunları                   onları
 
3.     Datifi şöyledir:
 
Buna                     şuna                      ona
Bunlara                  şunlara                  onlara
 
4.     Lokatifi şöyledir:
 
Bunda                   şunda                    onda
Bunlarda                şunlarda                onlarda
 
5. Ablatifi şöyledir:
 
bundan                 şundan                  ondan
bunlardan              şunlardan              onlardan
 
6        Eşitlik hali şöyledir
 
Bunca                    şunca                    onca
Bunlarca                şunlarca                 onlarca
 
         İşaret zamirleri de ile, için, gibi edatlarına genitif eki ile bağlanırlar:
 
ile
bununla (bunu ile)
bunlarla  
şununla 
şunlarla
onunla
onlarla
gibi
bunun gibi
bunlar gibi 
şunun gibi    
şunlar gibi  
onun gibi
onlar gibi
için
bunun için
bunlar için
şunun için
şunlar için    
onun için
onlar için
kadar
bunun kadar
bunlar kadar
şunun kadar
şunlar kadar
onun kadar
onlar kadar
          
            Şura, bura, ora sözcükleri de birer gösterme adılıdır:
 
            Buraya gel !
            Orada ne var?
 
              Gösterme adılı da, her adıl gibi, bir adın, bir ad öbeğinin hatta bazen bir tümcenin yerini tutar:
 
            Şundan (şu elmadan, üzümden...) bir kilo ver.
            Bugün tahtayı silme sırası senindir.
            Bunu bilmiyordum.
 
               Bazen böyle, öyle, şöyle sözcükleri de gösterme adılı gibi kullanılır:
       
             Böyleleri etraflarına zarar verir.
             Ben öylelerini çok gördüm.
 
         3. Soru Zamirleri: Bunlar nesneleri soru şeklinde temsil eden, onların soru şeklindeki karşılıkları olan zamirlerdir. Nesneleri sormak için kullanılırlar.
 
         İki soru zamiri vardır: kim, ne (kimler, neler)
        
         Kim insanlar için kullanılan soru zamiridir: kim geldi?, kime verdi? Gibi.
 
         Ne insanın dışında kalan canlı, cansız varlıklar için kullanılır: sütü ne içti?, neyi götürdün? Gibi.
 
         Asıl soru zamiri olan kim ve ne’den başka soru sıfatlarının iyelik şekilleri de soru zamiri olarak kullanılabilir: hangisi, kaçıncı, kaçıncısı gibi.
 
         -ki ekli soru sıfatları da tek başına soru zamiri olurlar: neredeki, kimdeki, nedeki gibi. Kiminki ve neyinki’ni de buraya ekleyebiliriz.
 
YAPI BAKIMINDAN ADILLAR:
 
            Adıl da yerini tuttuğu ad gibi, yapı bakımından üçe ayrılır:
  • Yalın adıl: Yapık eki almamış adıl, yalın adıldır:
        ben, sen, o, biz, siz, onlar
        kendi, kim, ne, şu, o, bunlar, şunlar, onlar
  • Türemiş adıl: Türemiş adıllar, bazı sözcüklerin sonuna iyelik ekleri ya da yönetme kavramı veren -ra (-re) eki getirilerek kurulur:
       
ÖNAD
TÜREMİŞ ADIL
Hangi
Hangisi
bir kişi
biri
bu
bura
şu
şura
o
ora
ne
nere
  • Birleşik adıl: Doğal olarak, iki sözcüğün birleşmesiyle oluşur:
        kimse (kim+ise)
        herkes (her+kes)
       
        İyelik eki alarak adıllaşan önadları da birleşik adıl sayabiliriz:
 
        Öbürü (o+bir+i)
        Ötekisi (o+teki+si)
        Hiçbiri (hiç+bir+i)
        Birbiri (bir+bir+i)
 
         4. Belirsizlik Zamirleri (belgisiz adıllar): Belirsizlik zamirleri (Alm. unbestimmistes Fürwort, pronomem; Fr. pronom indéfini; İng. indefinite pronoun), nesneleri belirsiz şekilde temsil eden zamirlerdir: kimse, herkes.
 
         Türkçede bu iş daha çok belirsizlik zamiri gibi kullanılan iyelik şekilleri  ile karşılanır: biri, başkası, hepsi, bazısı, kimi, kimisi, birisi, hepimiz, birkaçı, birçoğu, herbiri, hiçbiri gibi.
 
         Falan, filan, falanca, filanca, şey, şeyi kelimeleri de tek başlarına kullanılınca belirsizlik zamiri vazifesi görürler.
 
         -ki sıfat ve zamir yapma eki ile yapılan kelimeler de birer belirsizlik zamiri gibi kullanılır: öteki, beriki, deminki, dağdaki, alttaki, benimsi, seninki gibi.
 
         5. Bağlama Zamirleri: İki unsuru, iki kelimeyi bir temsil ifadesi içinde bağlayan kelimedir: ki.
 
         Ancak “ki” Türkçede daha çok bağlama edatıdır. Tek başına kullanılmaz ve manası yoktur. Bağlama edası olduğu gibi bağlama zamiri gibi de vazife görmektedir:
 
           Bir eser yazdı ki görmeyin
           Bir ses ki hayran kalırsınız
           İnsan ki yaşamaya mecburdur elbette çalışacaktır.
 
         “ki” bağlama zamiri olduğu zaman kendisinden önce gelen unsura ve isme işaret eder ve onun yerini tutar:
 
          Bir yer ki sevenler sevilenlerden eser yok. (Faruk Nafiz)
 
                                                                                                                                
                                                                     
 
 
Ziyaretçi Sayacı
 
Reklam
 
Arama
 
Gündemdekiler
 
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=